AŞK`TA HUZUR ARAYANDAN UZAK DURUNUZ!

Son yıllarda neden sağlıklı ilişki kuramıyoruz?

Ancak bireyselleşebilmiş kişiler bir kişiye uzun süre tahammül geliştirebilir. Karşısındakine tahammül; esneklik, hoşgörü ve sabır geliştirememek size sağlıklı bir ilişki kurmanızda ciddi engeldir. Günümüzde çoğu insan "daha vermeden" alabilmenin peşindedir. Oysa ki ilşkilerde en önemli husus alma-verme döngüsüdür. İlişkilere bir çeşit alış-veriş de diyebiliriz, her geçen gün büyümesi ve büyütmesi gereken... Kendine tahammül edemeyen biri karşısındakine nasıl edebilir ki? Çoğu birey gizliden gizliye kendine sabır ve esneklik gösteremediğini fark etmez bile. Fark etmeleri için migren, mide sorunları ve öfke patlamalarını takip etmelerini tavsiye ederim. Böylece bu yazıyı daha iyi anlayabilirler...

 

Kendi bireyselliğinde kendini tanıma fırsatı yakalayan biri ihtiyaçlarını da pek ala keşfedebilir. Aşk-ilişkilerde çoğumuz "neye ihtiyacımız olduğu"na odaklanırız. Burada kendindeki "gerçek" ihtiyaçları bilen kişi aynı zamanda en kritik eşiğe de yaklaşmış, "ne sunabileceğini" de fark etmiş olur. Yaptığım görüşmelerde en çok dikkatimi çeken unsur da budur. Özellikle kadınlar "şöyle şöyle biri olsun" isterler. Bu -sözüm ona- aradıkları şeyler de çoğu zaman ya eski ilişkiden taşınmış travmalardır ya da bir türlü bulamadıkları şey. Onlara "peki ya sen ne sunacaksın bir erkeğe?" diye sorduğumda çoğu duraksamakta ve sıklıkla da ardından "ben geyşa gibiyimdir ki" gibi saçma sapan bir geveleme yaparlar, ardından kendileri de gülmeye başlarlar :)

Erkeklerse "hala" bir kadının gerçek ihtiyaçlarından bihaberler zaten... Annelerinin kendilerinin yerine yaptıkları her şeyi "kadınlarından" beklemektedirler. Bir türlü annelerinin güvenli kucağından kadınlarının riskli ocaklarına geçiş yapamazlar. "Bağımlılık geliştirdiklerini" bilmeden, sahip çıkılmaya derin ihtiyaç duyan yaralı bir kalp ararlar -çoğunlukla da bulmaktadırlar- ve onlarla gül gibi geçinip gitmek isterler... Kendisine sahip çıkılma arzularını tamamlayan kadınlar, bir süre sonra erkeklerinin "erkekliklerini" sorgulamaya ve birçok alanda tatminsizlik yaşayarak ne yapacaklarına şaşırmaktadırlar...  

 

Huzur İslam'da!

Yeni bir ilişki isteyen kadınlar arasında en tehlikelesi "huzur" arayanlardır! Hiçbir şey veremeyecek kadar yaralı bir kalbe ve karman çorman bir kafaya sahiptirler. Bir başkasının kendi yaralarını iyileştirmesini beklerler. Bunların çoğu "anne-baba"sından henüz ayrışamamış dolayısıyla da duygusal karmaşa yaşayanlardır. Karşısındakiyle tamamlanmaya öylesine ihtiyaç duyarlar ki gördükleri-tanıştıkları her kişiye potansiyel sevgilileri gibi yaklaşır ve yaptıkları her hareketten bir mana çıkarmaya çalışılar. Ciddi bir yargılamaya maruz bırakırlar. Ve bu tutumları yüzünden ne yazık ki aradıkları huzuru kaçırdıklarının farkına bile varmazlar :) Onlara şöyle bir tavsiyem var, eleştirdiğin her nokta aslında kendinde tahammül edemediğin yanın olmasın sakın? Yok yemeğe çıktık arabadan inerken kapımı açmadı, yok sigaramı yakmadı, aman efendim nasıl bir yere yemeğe götürdü vb gibi her şeye dikkat kesilirler. Hatta çoğu işi daha da ileriye götürür ve bildiğiniz kumpas kurarlar. Mesela size hesabı yarı yarıya ödeme teklifinde bulunurlar, siz de masumane bir şekilde kabul ettiğiniz an, bittiğiniz an'dır! Bu tip kişiler kendi arkadaşları tarafında da oldukça popülerdir ve herkes yaşadığı her şeyi bunlara anlatırlar bunlar da kendilerini bu konunun tartışmasız uzmanı zanneder ve herkese fütursuzca fikir verirler! Bir zaman sonra mesleki deformasyon(!) yaşarlar ve öylesine eleştirel olurlar ki en uzun ilişkileri 3 aydan fazla sürmemeye başlar ve erkeklerin ne kadar bencil, ne kadar kaba vs olduklarıyla alakalı ahkam keserler... Halbuki bir gelişim alanı olarak onlara tavsiyem "hangi ihtiyaçlarının hala tatmin edilmediğine" odaklandıklarında sorunu çözebilme şansı elde edebileceklerini görmeleri. Hayat hızla akmata ve geliştirilebilecek-dönüştürülebilecek basitlikte bir bozukluk yüzünden günlerimiz yitirmemeleri... Günün sonunda insan ötekiyle tamamlanma ihtiyacı olan ilkel bir varlıktır. Hayati bir ihtiyacı egosantrik gerekçelerle zora sokmak ne kadar akılcı, hm?

 

Amacın ne Tuna Tüner, sanki sen olayı bitirdin?

Ey takipçi, amacım ona buna karalama yapıp karşısındaki eleştirip kendi rahatlayan olmak değil, amacım her zamanki gibi görülmeyeni göstermeye çalışmak; bir çeşit dikkat çekmektir. Bizim işlerde buna farkındalık dense de benim niyetim önce "fark ettirmek"tir. Eğer sen hamiyet gösterir, fark ettiğini sürdürürsen bu "farkındalık" olur ki ne de iyi olur...  

 

Bu mevzuya uzun zamandır kafa yormuş biri olarak elbet ben de hala arayanlardanım yoksa bunları neden yazayım ki? Böylesi büyük bir risk alıp, "her şeyi bilen"e neden soyunayım ki? Bunu okuyacak, beğenecek ve arkadaşlarınla paylaşacaksın ki ben de bununla tamamlanacağım işte, büyütecek pek bir şey yok...

 

 

Ne yapabiliriz?

"Geldi bahar ayları titredi gönül yayları" sözüne itibarla, son zamanlarda "özel ilişkiler" konu başlıklı görüşmelerimizin sayısı arttı. Peki ne yapıyoruz biz bu görüşmelerde? Şükürler olsun ki konuyla ilgili tarafsız ve profesyonel destek almak isteyen bilinçli kadın ve erkeklerle çalışma olanağımız var. Görüşmelerimizde yukarıdakilerden çok daha fazlasına odaklanıyoruz elbette. Sevgi modelimize, dilimize; geçmiş ilişkilerimize, anne-baba bağlanma modelimize ve beklentilerimize odaklanıyor; gerçek ihtiyaçlarımızı keşfediyoruz. Bununla birlikte "bir ilişkiye nasıl değer katabilirim?" sorusuna içten cevaplar veriyor belki de hiç fark etmediğimiz değerlerimizi açığa çıkarıyoruz. Mevcut ilişkimizi nasıl daha iyi hale getirebiliriz onu konuşuyor ve gerekirse partnerimizi de konkurumuza davet ediyoruz. Belki duruşumuzdan belki de sadece erkek oluşumuzdan mıdır nedir, o kadar çok erkekle çalışıyorum ki bazen ben bile hayrete düşüyorum. :) 

 

Ez cümle bugünlük şöyle bitirmek isterim, hepimiz çok değerliyiz; pek ala yaşamlarımız da öyle. İnsanı gerçekten tamamlayan tek şey aşk'la bir başkasına bağlanmaktır. Onunla sevgi dolu paylaşımlarla, birlikte çoğalabilmektir. Tüm koşturmamız, yorulmamız ennihayetinde bunun içindir. Bunu sağlamak için akılcı yatırımlar yapmamız gerekir. Kendimizle, kendi geçmişimizle son bir kez -gerçek manada- yüzleşmek sanıldığı kadar acı verici değildir, hele ki bu sürecin sonunda elde edeceklerinizi düşündüğünüzde bu kolaylıkla katlanabileceğiniz bir şeydir. Siz ve yaşamınız buna değmez mi?

 

Sevgi ve saygılarımla,

 

Tuna Tüner

2 Nisan 2013 @Feriköy

 

 

Dip not-lar:

1- Konuyla ilgili yazılarım -yoğunluğuma bağlı olarak- devam edecektir.

2- sosyal medya paylaşımlarında yazıya "yorum kisvesi" altında "kesilecek ahkamları" ve eski sevgiliye gönderilecek notları ve de en eğlencelisi içlerindeki kızgınlıkları hala fark edemeyenlerin "geçirme" çabalarını keyif ve sükunetle takip ediniz...

 

 

Tuna Tüner'in paylaşımlarını takip etmek için:

facebook.com/TunaTunerGonulCerrahi

@tunatuner

 

 


Makale arşivi için tıklayınız →